Diyetkolik ve Yo – Yo Effect

Güncelleme tarihi: 12 May 2021


Bu lokmadan sonra diyete başlıyorum… Bunu da yiyeyim sonra diyete başlayacağım. Pazartesi kesin başlıyorum. Yarın söz, başlıyorum, bir daha sözümden dönmek yok. Bu tatil bitsin süper diyete başlayacağım.

Oğlanın düğün telaşı bitsin, Kızın su sınavı geçsin, çok stresliyim biraz rahatlayım. Evet, o gömleği alalım. Ama sana dar. Olsun diyete başladım zayıflayacağım. Ama bu kaçınca gömlek dolapta eskidi.

Bu ve buna benzer cümleler tanıdık geldi mi? Duydunuz mu böyle acı veren cümleler. Başarısızlıkla dolu zayıflama hikâyeleri. Sorgulanan iradeler, öz benliği suçlamalar, yargılamalar. Bu yenilgiler hayatın başka alanlarını etkiliyor mu? Kendinizi mutsuz hissetmenize neden oluyor mu? Kaybedenler kulübüne mi üye yaptınız kendiniz? Mutsuz ve depresyona meyilli mi yapıyor sürekli diyete girip çıkmalar. Bu bir kısır döngü olabilir mi?


Sürekli Diyet Başlayıp, Bırakmak Sonsuz Bir Kısır Döngü Yaratmakta.

Sürekli veya aralıklı diyet yapıp bırakmak mucize olan bedenimize en büyük kötülüğü yapmaktır. Çünkü hücreler başta olmak üzere vücudumuzdaki her organ, sistem bir denge içinde çalışmak için tasarlanmıştır. Bedeniniz bir yerinde biyolojik, fiziksel, hormanal, nörol bir sorun olduğunda bedenimiz bir bütün olarak etkilenir ve denge bozulur. Kullandığımız ilaçlarda bunu sıklıkla yaşarız. Ağrı için aldığımız bir analjezik midemizde ağrı, ülser, kanama, bağırsaklarda delinme vb. yan etkileri ile yaşamsal dengemizi bozar. Hayat gibi yaşamda bir bütündür. Bizler sık diyet yaparak bu dengeyi bozmaktayız.

Sık ve bilinçsiz diyet her defasında aç kalma ve sonrasında açlıkla birlikte yokluk içgüdüsünün tetiklenmesini ve saldırırcasına yemek yemeye dönüşen bir kısır döngü ortaya çıkarıyor. Bu döngü temel bir beslenme ve özgüven sorunu yaratıyor. Bu sarmal devam ettikçe yeme bozukluğu ile birlikte metabolik hastalıkların yaşamımıza girmesine davetiye çıkarmış oluyoruz. Hücre zarının yapısını, bedenimizdeki endokrin salgı bezlerinin işlevini ve hormonların fonksiyonel düzenini altüst ediyoruz. Kendinizi bir diyetkolik olarak tanımlıyorsanız açlık ve çok yeme arasına sıkışmış bir bağımlısınız.


Diyetkolikleri Bekleyen Son " Tip II Diyabet "

Diyetkolikleri bekleyen son tip II diyabet. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki 2040 yılında dünya nüfusunun 642 Milyonu diyabet hastası olacaklar. Bu da her on kişiden birisi diyabetli demektir. Sık diyetler sonucu oluşan Obezite en önemli sonucu diyabettir. Diyabetli hastaların %90 obezdir. Obezite diyabet, diyabet Obezite kırılması gereken başka bir kısır döngü. Diyetkoliklerin sürekli diyet yapma nedenin altında insülin direnci yatmaktadır. Artan insülin direnci de bizi sürekli kısır döngüde tutar.

Yine sürekli ve sıklıkla diyet, detoks gibi zayıflama süreçlerinde isek bir başka kısır döngüyü yaşamaya hazır olun. Her diyet sonunda veya bitirilmesinde açlık içgüdüsünün tetiklenmesi ve bilinçaltımızın bizi koruma dürtüsü ile sağlıksız glisemik endeksi gıdalara yöneliriz. Glisemik endeksi yüksel besinler bizi kısa süreli açlık ve tokluk krizine sokar. Bu gün üçünde hatta gece yemeleri ile yeni kilolar almamıza kapı açar. Glisemik endeksi yüksek besinler kan şekerini kısa zamanda yükselterek yine metabolik dengemizi sarsar. Sonuçta kan şekeri karaciğer, yağ hücreleri ve kaslarda depolanın. Bu da bölgesel kilo almamıza neden olur.


Diyetkolikleri Bekleyen Son " Yo - Yo effect "

Diyetkoliklerin bekleyen son Yo - Yo effect, bir başka ifade ile " Yo - Yo sendromu ". Temelde sadece zayıflamak amacı ile sıklıkla tekrarlanan diyetlerin sonucu bir zayıflama ve yeniden kilo alma sürecidir. Diyetkoliklerin Yo - Yo sendroma yaşamalarının nedenleri;





  1. Sadece zayıflamak için sıklıkla diyet uygulamaları,

  2. Diyet programlarının kişiye özgü olmayan yöntemler içermesi,

  3. Sadece zayıflama yönelik bir yaklaşımın olması,

  4. Hücrelerin yeterince destekleyecek besinsel destek almamaları,

  5. Bilinçsizce diüretikler kullanmaları,

  6. Sadece kalori hesabına dayalı bir diyet programını seçmeleri,

  7. İnsanın bir bütün olarak – Ruhsal, zihinsel, duygusal ve fiziksel – bir bütünlük içerdiği göz ardı edilmesi,

  8. Hızlı kilo vermeye dayalı bir yaklaşımı seçmeleri,

  9. Zayıflama ilaçları,

  10. Egzersizi sadece diyet süresince yapmak sonra terk etmek,

  11. Metabolizma hızını azaltacak şok diyetler.

Yo – Yo Effect Yale Üniversitesinde Kelly D. Brownell tarafından tanımlanmıştır. Yo – Yo sendromuna erkekler kadınlardan daha az yakalanmaktadırlar. Erkekler daha uzun soluklu egzersize dayalı bir zayıflama programı uyguladıkları için. Diyetkolikler başardıkları zayıflama sonrası birinci ve ikinci ayda daha sık Yo – Yo effect sendromu yaşamaktadırlar.


Diyetkoliklerin Yaşadıkları Olumsuzluklar

  1. Sık zayıflama ve yeniden kilo alma sürecinde metabolizma hızının yavaşlaması,

  2. Yağ dokusunda doğal olarak artış oluşması,

  3. Yeme bozuklukların ortaya çıkması

  4. Bağırsak ritminde yavaşlama ile kabızlığın ortaya çıkması,

  5. Kilo değerlerinde artış,

  6. İnsulin direncinin oluşması,

  7. Metabolik hastalıkların meydana gelmesi,

  8. Tip II diyabet

  9. Yo – Yo diyeti sonrası insanların kan değerlerinde bozulma görülmüştür.

Tüm bu bilgiler ışığı da ruhu, zihni, kalbi ve fiziksel bütünlüğü kapsayan, hücreleri besleyen, bilinçaltı kalıplarını dönüştüren, yeme bağımlılığında dönüşüm yaratacak farkındalık oluşturan, zayıflamaktan öte sağlıklı beslenmeyi hedef programlara ihtiyaç var.

Egzersiz ve yürümeyi içeren detoks programları Yo – Yo Effect önleyen en önemli disiplinlerdir.

Sizin için ideal program FIT Club Uluslararası Online Detoks Kampı.

Sende Katıl


Abdülkerim Değirmenci Fizyoterapist – Epigenetik ve Sağlıklı Yaşam Koçu Tel: 0 541 541 2639 Mail: değirmenci.ak@gmail.com


F.I.T Club Kilolarınızdan Özgürleşmek İçin Sende KATIL!...

32 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör